The Big Lebowski Filmi

 

Coen'lerin kara film parodisi, bu şık türün çoğu gözde unsurunu barındırıyor. Karmaşık bir fidye öyküsü, güçlü ve zengin bir adam, zeki, tehlikeli ve çekici bir kadın... Masumiyet, şiddet ve nihilizm... Ne var ki kahramanımız kurnaz bir dedektif falan değil, tembel ve pasifist Jeff Lebowski olduğundan, öykü kendi kendini çözmek zorunda kalıyor. Bu şık türün unsurları da, baştan aşağı bir "trip"in parçalarına dönüşüyor.
Filmin adı "Büyük Lebowski", kahramanın adı da Jeff Lebowski. Ama filme adını veren Lebowski o değil, yaşlı ve milyoner adaşı. Kendine Jeff ya da Lebowski diye değil, "The Dude" (Ahbap) olarak hitap edilmesini talep eden kahramanımız da ondan "Büyük Lebowski" diye bahsediyor zaten. Öte yandan, filmin adının kaynağı sadece bu isim benzerliğiyle sınırlı değil. Joel ve Ethan Coen biraderler, belli ki sadece öyküyle değil, filmin ismiyle de suç filmi geleneğine atıfta bulunmak istemişler. "Büyük..." gibi adları suç öykülerinde sıkça görüyoruz: "The Big Easy", "The Big Hit", "The Big Heat", "The Big Combo", "The Big Fix", "The Big Shot"... Bu filmlerin hatırı sayılır bir bölümü polisiyelerin ve dedektiflik öykülerinin argosuna kucak açan isimlere sahipler. Ortada ya büyük bir "vurgun", ya büyük bir "dolap", ya büyük bir "takip" ya da polisiye kriterlerince karizmatik başka bir büyük "şey" var... Coen'lerin filmindeyse "büyük"ün arkasından ne bir vurgun ne de bir dolap çıkıyor... çıka çıka "Lebowski" gibi suç filminin şık fonetiğine hakaret gibi duran bir kelime çıkıyor. Doğrusu "Büyük Lebowski" adı da, suç filmi dünyasına şöyle bir niyet edip vazgeçen yapısıyla, filmin genelini epey iyi temsil ediyor.
 
Chandler Varsa Ben de Varım
Elbette adı geçen büyüklerin beiki de en büyüğü - en azından "Büyük Lebowski"yle en çok bağlantılı olanı - "The Big Sleep". Ünlü dedektiflik öyküleri ve senaryoları yazarı Raymond Chandler'm romanından uyarlanmış ve Hollywood'un büyük ustalarından Howard Hawks tarafından filme çekilmiş klasik. Humprey Bogart'ın özel dedektif Philip Marlowe'u ve Lauren Bacall'm "femme fatale"i arasındaki laf pinponu"na eşlik eden arzu dalgalarıyla ve tabii ki içinden çıkması hayli zor polisiye olay örgüsüyle ünlü, Los Angeles'da geçen kara film standardı. "The Big Sleep"de her şey tekerlekli sandalyeye mahkum yaşlı ve güçlü bir adamın (yani General'in) Philip Marlowe'u kiralamasıyla başlar. Birisi, generalin şımarık küçük kızını kullanarak ondan para sızdırmayı ummaktadır. Philip Marlowe basit gibi görünen bu vakanın içine adım attıktan kısa bir süre sonra işler içinden çıkılmaz hale gelir; ikide bir yeni bir bilgi or-taya çıkar ve genel tablo hakkında bildiklerimizi değiştirir. Bu arada Marlowe generalin soğuk, küstah ve çekici büyük kızıyla, sivri dilinin yol açtığının da ötesinde didişmeye, yani bir tür sürtüşme flörtüne başlamıştır. Vaka çözüldü gibi göründüğünde bile Marlowe ipin ucu-nu bırakmaz ve bu yüzden de başına epey bela açar. Ama nihayetin-de bütün o profesyonelliğine, rahatlığına ve umursamaz hâline karşın izleri herkesin tepesini attırana kadar sürüp, meseleyi çoktan gözüne kestirmiş olduğu "asıl ödülü"ne, yani tehlikeli kadına bağlar...
 
Coen'lerin Chandler öykülerine atfı öylesine iyi kamufle edilmiş ki, "The Big Sleep" hafızanızda çok taze olsa bile ikisi arasında pek bir bağlantı kuramayabilirsiniz. "The Big Lebowski"de de tekerlekli iskemleye mahkum, yaşlı ve güçlü bir adam var (söz konusu "büyük" Lebowski). Akıllı, soğuk ve güzel bir kızı var (Maude Lebowski). Şımarık ve hoppa bir genç kız var (burada güçlü adamın küçük kızı de-ğil, genç karısı, Bunny Lebowski). Güçlü adamdan sızdırılmaya çalışılan bir para var (Bunny ortadan kayboluyor ve fidye isteniyor). Ve elbette bu olayın içine çekildikçe etrafına daha da karışık bir ağ örü-len kahramanımız var: Jeff "The Dude" Lebowski.
 
"Odayı Çok İyi Toparlıyordu"
Tabii ki söz konusu kahraman klasik bir kara film dedektifi değil de "The Dude" olduğunda, işin rengi baştan aşağı değişiyor. Kendi-si 1991'de hâlâ 70'lerden kalma bir "kafa"yı ve ruh halini canlı tuta-bilen, işsiz, son derece tembel, bowling oynamayı, arkadaşlarıyla laf-lamayı ve White Russian kokteyli içmeyi seven, alabildiğine rahat bir tip. Böyle bir tipin, karmaşık bir olayı çözecek donanımı bir tarafa, niye bu yönde en ufak bir arzusu olsun ki?
 
Halı. Her şey "The Dude"un halısından çıkıyor. Filmin başında marketten eve gelen Jeff Lebowski, içeri girer girmez bir adam tarafından yaka paça tuvalete götürülüyor ve kafası klozetin içine sokuluyor; bir taraftan da "Para nerede Lebowski?" diye sorup duruyor adam. Bu arada ikinci bir kişi (Asya asıllı bir adam) halısının üstüne işiyor. Tabii ki durum sadece bir isim benzerliğinin azizliği ve tabii ki yanlış adamı tartaklıyorlar. Bu ortaya çıkınca da, pek bir bozulup, çıkıp gidiyorlar. Ancak "The Dude", tartaklanmış ve klozetini daha yakından tanımış olmaya değil, halısına yanıyor. Ve son derece kilolu ve sinirli Vietnam gazisi arkadaşı Walter'ın gazıyla, tekrar tekrar "Odayı çok iyi toparlıyordu" diyerek, kaybını tazmin edilmesi için "asıl Lebowski"ye gitmeye karar veriyor.
 
Ağm Içine Doğru
İki Lebowski'nin karşılaşması "büyük" olanını "Bacaklarım yoktu ama ben yine de kendimi sıfırdan yarattım, çok da güçlü oldum, seni serseri, utanmıyor musun gelip bana avuç açmaya" şeklinde özetlenebilecek yaklaşımıyla geçiyor. Bunun üzerine "The Dude" "boşver gitsin" deyip ofisten dışarı çıkar çıkmaz milyonerin asistanı-nı punduna getiriyor ve gayet görkemli bir halıyla evine dönüyor. Ancak "Lebowski bağlantısı" orada son bulmuyor. Çünkü kısa süre sonra, milyonerin eline hoppa genç karısı için bir fidye notu ulaşıyor. O da "bunu yapanın halıya işeyen kişiler olabileceği" gerekçesiyle, parayı teslim etme işini adaşına veriyor. Böylece "The Dude", küçük çapta dedektifliğe adım atıyor.
 
Elbette istenen yerde olup para çantasını teslim etmek gibi basit bir işlem bile yolunda gidemiyor. Çünkü "The Dude"un gönül rahat-lığıyla aklıevvel denebilecek (ve filmin sonuna kadar neredeyse bütün tahminleri ve sezgileri yanlış çıkan) Rambo zihniyetli Vietnam gazisi arkadaşı Walter, cinlik yapmaya kalkıp her şeyi berbat ediyor. Bunun sonucunda milyoner Lebowski, bu defa içinde bir ayak par-mağı bulunan bir zarf alıyor (parmağını tırnağında da Bunny'nin kullandığı yeşil oje var). Bu parmak, elbette ki asabi adaşına parayı sorunsuz bir şekilde teslim ettiğini söyleyen ve kızın kendisini kaçırttığını, daha çok para istemek için de dolap çevirdiğini ileri sürmekte olan "The Dude"un başına sıkı bir çorap örüyor. Zira asıl para çantası, kahramanımızın arabasıyla birlikte sırra kadem basmış durumda.
 
Milyoner Lebowski'nin "erotik sanat'la iştigal eden, mesela ken-dini çıplak halde tavana bağlayıp tuvalin üstünden süzülürken aşağı boya saçan kızı Maude Lebowski'nin de bir taraftan tutup çekiştirmesiyle, "The Dude"un dünyası iyiden iyiye karışıyor (üstelik Maude, annesinden yadigar olduğu gerekçesiyle halıyı da zorla geri alı-yor). Ve "vaka", bir tarafta Büyük Lebowski'nin, bir tarafta babasının verdiği paranın aile vakfına ait olduğunu ve geri alınması gerektiğini söyleyen Maude'un, bir tarafta Bunny için fidye isteyen "nihilistler"in, bir tarafta da filmin başında öğrendiğimiz üzere Bunny'nin para borçlu olduğu  ve filminde de oynadığı - porno kralı Jackie Treehorn'un bulunduğu, iyiden iyiye içinden çıkılmaz bir ağa dönüşüyor.
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !