Aşk Şarkıları

Türk insani acaba "sevgilim seni seviyorum", "Seni çok ozledim", "Beni terkettin" kelimelerini kullanmadan bir aşk şarkısı yazabilir mi? Hep merak ettigim konudur, çok kısıtlı konuları kapsayan türkçe sözlu sarkilar neden hep ayni temayi isler. Ya söyleyen "(okuz gibi) seviyordur" ya da "terkedilmistir". (Aklima hep Vitamin'den "seviyorum, okuz gibi, istiyorum, tavsan gibi" sözleri geliyor) Zaten baska bi konu olsa niye uzerine sarki yazilsin degil mi? Kim alicak onu yurdumda? Bakmayin bizimkilerle dalga gectigime, yabanci listelerde son 10 yilin en meshur aşk şarkılarina bakarsak, "My all", "Unbreak my heart", "My heart will go on", "I will always love you", "Everything I do I do it for you" literaturde "levye sarkisi" dedigimiz sarkilara en güzel örnekler. Yani Bryan Adams o sarkiyi söylerken, baba cise de mi kiz için gidiyorsun yapma boyle, yipratma kendini bu kadar, diyesi geliyor insanin. Ama kiz kaldirmak için "levye sarkilari" kadar güzel katalizor bulamazsiniz o da ayri konudur.

Düşünen aşığın aşk şarkısı yok mu yurdumda? Var. Hem de ne şarkılar var. Aysel Gurel'in cildirmadan once Sezen Aksu için yazdigi "Sen aglama", Fikret Kizilok'tan "Bu kalp seni unutur mu?", Sezen Aksu'nun Ozdemir Erdogan için yazdigi "Ikinci Bahar", Kayahan'dan "Odalarda Isiksizim" sadece bir kac örnek. Acikcasi ben yenilerden Kargo'yu ve Teoman'i çok tutarim. Birinin "Cunku çok zor" oburunun "Ne ekmek ne de su" sarkisi gercekten birinci sinif türkçe sözler iceren sarkilar. ("sınırlar var, dudaklarda baslayan, çok zor, dikkat et kendine" sözlerini herkes yazamaz yurdumda) Yabancilardan da muhtesem sarkilar var, yok degil. Hem de bakin neler var.

aşkBilmiyorum Bruce Springsteen'den Born to Run'i hic akustik dinleme firsatiniz oldu mu? Kritiklerce bütün zamanlarin en iyi 10 rock sarkisindan biri kabul edilen Born to Run, muhtesem bir ask sarkisidir aslinda. Genel temasinda, cift onlari kisitlayan cevreden kacip birbirlerini bulacaklardir. Ama sarap gibi yillandikca (ve yaslandikca) daha da anlam kazanan sarkida "Someday girl, I don't know when...we are gonna get to that place...where we really want to go and we'll walk in the sun...but until then tramps like us baby we were born to run" diyerek bittiginde ulasilmasi gereken yere hicbir zaman ulasilamayacagi ve o arayisin olene kadar surecegini anlarsiniz. Peki The Police'den Everybreath you take'i bazi ciftlerin "bu bizim sarkimiz, biz bu sarkiyla evlendik" dediklerini biliyor muydunuz? Sting'in "hasta o insanlar" dedigi tipler bunlar. Elton John'in hayatinda "keske ben yazsaydim" dedigi tek sarki Everybreath you take, çok rahatlikla ask sarkisi olarak degil de, sizi iki adim gerinizden takip eden bir sapik tarafindan da yazilabilirdi. Belki de en karanlik ask sarkisi diyebilecegim sarkida Sting hicbir espriye yol acmayacak ciddilikte "Every breath you take, every move you make..." dedikten sonra arkasini "I will be watching you" diye getirir. Bence bir diger psikopat sarkisi da Heart'dan "Alone". "All my life, I have always been on my own, now it scares me to feel this way...how do I get you alone?" Bir digeri, Melisa Etheridge'den "I am the only one who walks across the fire for you...I am the only one who'll drown in my desire for you". Insan ya sevgisine karsilik vermezsen, nasil tepki verir diye düsünuyor.

Hep merak ettigim bir diger konu, nasil bir disidir Mark Knopfler'a ilham veren? Yani bir erkek bir kadina "Romeo Juliet" ve de "On every street" gibi sarkilari nasil yazar? Romeo, Juliet'e "When you fall for chains of silver, you can fall for chains of gold...you can fall for pretty strangers and the promises they hold" dedigi zaman birakin Juliet'i, siz sempati duymaya basliyorsunuz Romeo'ya. On every street'de, bir dedektif gibi erkegin o kadinin kokusunu takip etmesine ne demeli? "It is a ravenous town and you refuse to be traced...It is your face I am looking for on every street". Burada ayni baglamda Joni Mitchell'dan "A case of you" sarkisini eklemek isterim. Sevgilisine olan ofkesini barda icerek dindirmeye calisan kadin, "I could drink a case of you darling and I still would be on my feet" der. Bu sarki sizin için yazilabilir, bir sarap için yazilabilir...o an neye tutkunuz varsa...

En güzel aşk şarkıları zaten sevmekten ya da ayrilmaktan degil de, tutkudan yola cikarak yazildigi zaman komik olmaktan kalici olmaya dogru basamak atliyor. Prince'in yazdigi Sinead O'Connor'in söyledigi "Nothing compares 2 u" buna çok güzel örneklerden biri. "it's been seven hours and fifteen days...since you took your love away" herhalde benim duydugum en güzel baslangic bir ask sarkisina. Robert Smith'in "Lovesong" u da bir diger örnek. "Whatever words I say, I will always love you". Cogumuz bunu içinden hisseder ama gidip sarki sözune koymaz. "Whenever I am alone with you, you make feel like I am whole again". Peki Eddie Vedder'dan "Black"? Pearl Jam bu sarkiyi ancak gercekten bunalim olduklari gece söylermis, yoksa Vedder'a gore, sarkiya saygisizlik yapmis oluyorlarmis. "I know someday you'll be a beautiful sun in somebody else's sky...why...why...can't it be mine?" Ic parcalayan sarki örneklerine sahsen Everything but the Girl'den "missing" sarkisini da eklemek isterim. "Could you be dead? You were always two steps ahead of everyone...we would walk when you would run" sözlerini iceren bir sarki kesinlikle bu listeye girmeyi hakeder.

Stevie Nicks benim bir diger favorimdir. "Dreams", "Rhiannon" muhtesem sarkilar ama daha az bilinen bir Nicks sarkisi var ki, bana her dinleyisimde sanki sihirli bir sarkiymis gibi geliyor. "Maybe I have been thinking that the rooms are all on fire, everytime you walk into the room. There is magic all around you, if I do say so myself...I have known this much longer than I've known you". Rooms on fire, ilk goruste "iste o" dediginiz insan için rahatlikla yazilabilecek bir sarki. Yine ayni sekilde, bence bütün zamanlarin yazilmis en zarif sarkisi Chris DeBurgh'dan "Lady in Red". Eger hayatimda tek sarki sececeksem kiz arkadasimla slow dansetmek için hic düsünmeden bu sarkiyi secerim. "I've never seen you shine so bright...you were amazing". Daha ilk dinleyiste bile, sarkiyi yazanin, sarkiyi yazdiran'a taptigini anlamak hic de zor degil. Ayni seyi George Michael'dan (ki mutlaka Unplugged versiyonunu ne yapin edin bulun, "you have been loved" in B-side'inda var) "Father Figure" için söyleyebilirim. "That's all I wanted... something special, something sacred in your eyes..for just one moment to be bold and naked by your side..."

Benim ayri yere koydugum bir diger sarki da U2'dan "who is gonna ride your wild horses?" Yakinda Kargo'nun sarkinin sözlerini türkçeye cevirip Cure tarzi bir besteyle piyasalara geri dönmesini bekliyorum. "You left my heart empty as a vacant lot for any spirit to haunt" gibi bir sözü nasil güzel türkçemize cevirebilirler bilemiyorum tabii ki. Peki Tarkan, George Michael'dan "Waiting" i nasil türkçemize yorumlayabilir? Sadece akustik gitar esliginde "You once said that there is a way back for every man, so here I am...don't people change, here I am...is it too late to try again, here I am" güzel bir hit olabilirdi. Annie Lennox'dan "Why?" da kesinlikle türkçe'ye cevrilebilse (türk dinleyicisine çok sözlü gelir, tutmazdi ama), sonlarina dogru Lennox'in ici parcalanarak "This is the book I never read, these are the words I never said, This is the dream I'll dream instead..." diye söyledigi yere geldiginde bir büyük çoktan devrilirdi.

Gelelim kapanis sarkimiza. Tori Amos dinliyorsaniz bile bu sarkiyi goz ardi etmis olabilirsiniz. bütün temasi "benden ayrildin, senden nefret ediyorum" (hatta topunuzun cani cehenneme, pis erkekler) olan Boys for Pele albümünun kapanis sarkisi, "putting the damage on" özellikle bütün albümün temasi cercevesinde muhtesem bir final. Tori albümü ve sarkiyi "boy you still look pretty, when you are putting the damage on" diye bitirir. Önemli olan da o degil mi zaten?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !